|
|
November 10
1. Namaz, amellerin en üstünü, çekirdek bir ibâdettir: Nasıl Fâtiha Kur’an’a fihristedir, namaz da ibâdetlere fihristedir. Mesela; namaz esnasında yiyip içmemekle oruç, her gün bize verilen yirmi dört saatten bir saatini namaza ayırmakla vakte ve bedene ait zekât, kıbleye yönelerek Kâbe’yi karşımıza almakla hac ibâdetinin numûnesini içerir. Bunun beraberinde meleklerin, hayvanların ve bitkilerin ibâdetlerini de temsil eden bir ibâdet olmasıyla secdede, rükûda, kıyamda Allah’ı zikretmekte olan meleklerin ibâdetlerini, hem taş ve ağaç ve hayvanların o ibâdetlere benzeyen durumlarını andırır.
Namaz kılan insan, yeryüzünü büyük bir mescit tasavvur eder. Namazında, meâlen, “Yalnız sana ibâdet eder ve yalnız senden yardım dileriz” diyerek, yeryüzündeki bütün mü’minler namına, bütün varlıklar hesabına ve vücudundaki bütün zerre ve hücreler adına Rabbine ibâdet eder ve duâ eder.
İşte insanı insan kılan ve diğer mahlûklardan ayırarak eşref-i mahlukat yapan bu hususiyetidir. Yani kendi ibâdetiyle beraber sair mahlukatın da ibâdetlerinin farkına varması ve bu şuur ile bütün ibâdetleri Allah’a takdim etmesidir. Bu küllî vazifeyi de namaz ile yapar. Yani insan namaz ile yerlerin ve göklerin ilâhı olan Allah’a sevgili olduğu gibi, yeryüzüne halife ve sultan ve hayvanâta reis ve komutan olur ve bütün mahlukâtın üstüne çıkar.
Resûlullah (asm) şöyle buyurmuştur: “Şunu bilin ki, en hayırlı ameliniz namazdır.” (İbnu Mâce) 2. Namaz, âdetleri ibâdete çevirir: Namaz, diğer mubah dünyevi amelleri güzel bir niyet ile ibâdet hükmüne geçirir.
Namaz kılanın oturması, yatması, yemek pişirmesi ve çalışması gibi dünyevî ve sıradan işleri basitlikten çıkar ibâdet hükmüne geçer. Gün içinde toplam bir saatini namaza ayırmakla diğer yirmi üç saati hayat bulur. Âhirete güzel ve kârlı bir yatırım yapar. Hatta yapılan iyiliklerin ancak namazla hayat bulduğunu şu iki hadîs-i şerif ikaz eder. 3. Namaz Berekete sebeptir:
Namaz, çalışanın kazancında berekete vesîle olur. Geçim derdine dalarak namazın terk edilmesi ve ardından “çalışmak da ibâdettir” sözleri vicdanı susturma çabasından başka bir şey değildir. Çünkü çalışmak ancak namaz kılmakla ibâdet olur. Kur’an’da Rabbimiz:“Ehline namaz kılmalarını emret. Kendin de onda devamlı ol. Biz senden rızık istemiyoruz. Sana rızık veren biziz.” (Taha, 132) buyurarak insanın asıl vazifesini hatırlatmaktadır. 4. Namaz, cisme sıhhat, ruha, kalbe ve akla huzur verir:
Namaz kılan insan; fıtratın gâyesi ibâdet olduğu için, vazifesini yerine getirmiş olmanın rahatlığını duyar.Rabbine itaat etme lezzetini hisseder. Namaz, cisme hiçbir şekilde külfet olmayıp harekatıyla bedenin şifasına vesile olduğu gibi, ruhun ve kalbin ve aklın büyük bir rahatını sağlar. Huzeyfe, “Efendimiz (saa)’ı herhangi bir şey üzecek olursa namaz kılardı” demiştir. Namaz kılmayan insana yerlerin ve göklerin yaratıcısı olan Allah’ın tekrar tekrar emrettiği namaza karşı yaptığı tembellik, elbette manevî, büyük bir azap ve sıkıntı verir. Bu azap insanın küçük bir vazifesizlikle küçük bir âmirinden aldığı ikaz sıkıntısından elbette çok daha ağırdır. Namazı terk etme cezası olarak hem kalbî, hem ruhî sıkıntılar çeken namazsız insan o sıkıntı ve huzursuzluktan kurtulmak için kendini eğlenceye sevkeder. Sefih eğlenceler de ahlâkını bozar. Böylece dünyası ve âhiretine dair ümitsiz bir hayat geçirmek suretiyle acı bir zarara uğrar. 5. Namaz, îmanı artırır, şirk ve küfürden uzaklaştırır:
Namazın hakkıyla edâ edilmesi, îmanı ziyadeleştirir, kuvvetli ve sâbit kılar ve kulu Allah’a yakınlaştırır. Günde beş vakit huzura çıkmakla kalplere ve akıllara Allah’ın büyüklüğünü idrak ettirir ve ilâhî kanuna itaate sevk eder. Allah’ın rızâsını kazandıracak sair ibâdetlere de şevk verir. Namaz günahlara ve kötülüklere karşı sakınma ve nefret hissi uyandırırken, namazsızlık günaha cesaret verir. Efendimiz (saa) şu hadis-i şerifleriyle, ümmetine namazla îmanlarını muhafaza etmelerini ikaz etmiştir:
“Kişi ile şirk ve küfür arasında namazın terki vardır.” (Müslim)
"Temizliğini tam yapıp beş vakit namazı sürekli vakitlerinde kılanın namazları kıyamet günü kendisi için nur ve delil olur.” (İmam Ahmed, İbni Hıbban)
“Bir namazı kasıtlı olarak terk eden kişi Muhammed (asm)’ın ümmetinden uzaklaşmış olur.” (İmam Ahmed, Beyhaki)
6. Namaz kötülüklerden alıkoyar:
“Îman eden kullarıma söyle, namazı dosdoğru kılsınlar”(İbrahim, 31) âyetinden anlaşılıyor ki iman namazı netice verir. “(Ey Resülüm!) Kitaptan sana vahyedileni oku ve namazı hakkıyla eda et! Şüphe yok ki namaz, çirkin işlerden ve kötülüklerden (insanı) alıkoyar. (Namaz kılarak) Allah’ı zikretmek ise, elbette (her şeyden ) en büyük olandır. Ve Allah ne yaparsanız bilir.” (Ankebut 45) âyetinden anlaşılan ise namazın hakkıyla eda edildiğinin alâmeti, kötülüklerden alıkoymasıdır. Demek ki, kâmil bir îmandan dosdoğru bir namaz, dosdoğru bir namazdan ise güzel ahlak ortaya çıkacaktır.
“Sahih ve doğru bir şekilde namaza devam edildikçe iyilik artar. Resulullah (saa)’dan rivâyet olunmuştur ki: ‘Kim bir namaz kılar da, o namaz kendisini açık ve gizli kötülüklerden alıkoymazsa o namazla Allah'tan uzaklaşmaktan başka bir şey artırmış olmaz’ buyurmuştur. Onun için İbnü Mes’ud Hazretleri demiştir ki: ‘Namazını gereği gibi yerine getirmeyen Allah Teâlâ’dan uzaklığı artırmaktan başka bir şey yapamaz.’ Bunun sebebi, çünkü namaza itaat, onun sınırlarını gözeterek hakkıyla kılmaktır. Onun sınırında ise açık ve gizli bütün kötülüklerden men ve alıkoyma vardır.”(Elmalı)
7. Namaz, günahlara kefârettir:
“Gündüzün iki tarafında (öğle ve ikindi vakitlerinde) ve gecenin (gündüze) yakın saatlerinde (akşam, yatsı ve sabah vakitlerinde) ise namazı hakkıyla eda et! Muhakkak ki iyilikler, (büyük günahlardan kaçınmak şartıyla) kötülükleri giderir. Bu, ibret alanlara bir nasihattir.” (Hud 114)
“Hâsılı işte bu beş vakit namazı ikame et. Zira şurası kesindir ki, iyilikler kötülükleri giderir. Yani her namaz bir hasenedir, beş vakit ise hasenattır. Hasenata devam edildikçe seyyiat, yani kötülükler silinir gider, işte bu muhakkaktır. Binaenaleyh beş vakit namaza devam edildikçe arada beşeriyet icabı işlenen bazı seyyiat da silinir gider. Beş vakit namaz, arada meydana gelebilecek küçük günahlara keffaret olur.”(Elmalı)
Efendimiz (saa) bu mevzu hakkında şöyle buyurmuşlardır: “Namazlar büyük günahlardan kaçınıldığı sürece aralarındaki küçük günahlar için birer kefarettir.” (Müslim)
“Namaz insanın kapısının önünden akan tatlı ve tertemiz bir ırmağa benzer. Günde beş defa o nehre girip yıkanan bir kişinin üzerinde kir namına bir şey kalır mı dersiniz?” (İmam Ahmed, İmam Malik, Nesai, Huzeyme)
Ebu Musa el-Eş’arî (ra) ise şunları söylemiştir:
“Bizler günah yüklerimizi gitgide ağırlaştırıyoruz. Ancak kıldığımız farz namazlar kendisinden önceki günahların kefareti olur. Ama daha sonra günah yükümüzü bir daha çoğaltırız. Ondan sonra kılacağımız namaz da onun için kefaret olacaktır. (Kenz)
June 29 
Allah'ım, bizim için Recep ve Şaban aylarını bereketli kıl ve bizi Ramazan'ı Şerif'e ulaştır.
Bu ayda 2 kandil vardır:
1. İlk cuma gecesi “Regâib Kandili”,
2. Yirmiyedinci gecesi “Mî’rac Kandili”dir.Allah'ım, bizim için Recep ve Şaban aylarını bereketli kıl ve bizi Ramazan'ı Şerif'e ulaştır.
Receb-i Serîf ayi: Allah'in ayidir.
Bu aya oruçlu olarak girilmeli ve bu ayda Allah'a çok siginilmalidir. Bu ayin 1.nci günü oruç tutanlara; 3 senelik, 2.nci günü oruç tutanlara 2 senelik, 3.cü günü oruç tutanlara 1 senelik nâfile oruç sevâbi verilir. Hergün 100 defa Ihlâs-i Serîf okunacak, ilk gecesi 20 rek’at namaz (1 günlük kaza namazi) kilinir.
Recep Ayı Cenab'ı Hakk'a mahsus bir ay olduğu için, Allahü Teâla'nın sıfatlarını bildiren İhlas sûresi bu ay boyunca sık sık okunmalıdır.
Estağfirullâhel azıymellezi lâ ilâhe illâ hüvel hayyül kayyumû ve etûbu ileyhi tevbete abdin zâlimin li nefsihi lâ yemlikü linefsihi mevten ve lâ hayâten ve lâ nüşurâ. Manası:Nefsine kötülük etmiş, ne ölürken ne hayatında, ne dirilirken nefsine sahib olamayan kulun tevbesi gibi, hayy ve Kayyum olan, kendinden başka ilah bulunmayan Allah'a istiğfar ederim.
Hz.Peygamber (s.a.v) şöyle buyuruyor:
Kim bu istiğfarı Recep-i Şerif ayında yedi defa okursa, Allahü Teala meleklerine "Bu kulumun günah defterini yırtıp atınız" buyurur.

Şâban-ı Şerif
Şâban ayı, Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz’in ayıdır. Bu itibarla salavât-ı şerifeye çok devam etmek lâzımdır. Yine mümkün oldukça istiğfar, salavât-ı şerife, İhlâs-ı Şerif okumalı, teheccüd ve tesbih namazları kılmalı ve hatm-i enbiyâ yapmalıdır.
Şâban ayı, “Şerefli, ulvî, berâta erdirici, ilâhî ihsâna kavuşturucu, mü’minlere rahmet ve kâfirlere gazap olan ilâhî nûra nâil edici” bir ay olarak târif edilmiştir.
İlâhî feyz ve bereketin yeryüzünü şenlendirdiği bu mübarek ay, mü'minler için en kârlı ve kazançlı fırsattır. Çünkü Şâban'ın değer ve kıymetini arttıran en önemli tarafı, diğer aylara göre (Ramazan hariç) yapılan her amelin ve ibadetin sevabının üç yüz kattan fazla oluşudur.
Diğer vakitlerde kılınan bir rekât namazın sevabı on ise, Şaban ayında üç yüzden fazladır. Okunan her bir Kur'ân harfi için üç yüz Cennet meyvesi vardır.
Resul-i Ekrem Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam diğer aylara göre bu ayda daha çok ibadet ve taatte bulunurlardı.
Cenab-ı Hak bizleri Şaban ayının nurundan ve feyzinden en azami mertebede istifade eden kullarından eylesin. Amin.

Ramazan -ı Şerif Bu konuda imam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki: Mübarek Ramazan ayı, çok şereflidir. Bu ayda yapılan, nafile namaz, zikir, sadaka ve bütün nafile ibadetlere verilen sevap, başka aylarda yapılan farzlar gibidir. Bu ayda yapılan bir farz, başka aylarda yapılan yetmiş farz gibidir. Bu ayda bir oruçluya iftar verenin günahları affolur. Cehennemden azat olur. O oruçlunun sevabı kadar, ayrıca buna da sevap verilir. O oruçlunun sevabı hiç azalmaz.
Kur’an-ı kerim, Ramazanda indi. Kadir gecesi, bu aydadır. Ramazan-ı şerifte, iftarı erken yapmak, sahuru geç yapmak sünnettir. Resulullah bu iki sünneti yapmaya çok önem verirdi.
Hadis-i şerifte, (Özürsüz, Ramazanda bir gün oruç tutmayan, bunun yerine bütün yıl boyu oruç tutsa, Ramazandaki o bir günkü sevaba kavuşamaz) buyuruldu. [Tirmizi]
(Ramazan ayında oruç tutmayı farz bilip, sevabını da Allahü teâlâdan bekleyerek oruç tutanın günahları affolur.) [Buhari]
Sevabı en bol olan vakit, seher vakti, yani imsak ile güneş doğması arasıdır. Bu vakti ibadetle geçirmeye çalışmalıdır June 06
YEDİ TAVSİYE
Ebu Zer, Paygamber Efendimizi kastederek: Dostum bana yedi şey tavsiye etti, bunlar:
1- Fakirleri sevip aralarına karışmayı
2- Dünya için benden zengine değil daha fakir olana bakmayı
3- Hiç kimseden bir şey istememeyi
4- Beni arayıp sormasalar bile hısım ve akrabayı gözetmeyi
5- Acı da olsa daima hakkı söylemeyi
6- Allah uğrunda hiçbir tenkitçinin kınamasından korkmamayı
7- Arşın altındaki hazinelerden gelen şu kelimeleri sık sık tekrar etmeyi: "La havle velâ kuvvete illâ billah"
Manası: bütün tasarruf ve bütün güç yalnız Allah'ın elindedir. May 12
 Sabah akşam 100 kere okununca bütün günahların affedileceği tesbih: (Sübhânallahi ve bi-hamdihi, sübhânallahil azîm) Manası:  Kemâl sıfatlarla muttasıf ve noksan sıfatlardan beri olan Allah’ı hamd ile tesbih ederim.
Namazda tesbihleri çektikten sonra duaya eller kaldırırken okunursa günahların affedileceği dua: (Lâ ilâhe illallahü vahdehü lâ şerîke leh lehülmülkü ve lehülhamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr) Manası: Allah’tan başka ilah yoktur. İbadete layık yalnız Allah’tır, O birdir, ortağı yoktur, kâinat Onun mülküdür, hamd Ona mahsustur, O her şeye kadirdir.
Sıkıntılardan kurtulmak için okunan kelime-i temcid: (Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhilaliyyilazîm) Manası: Allah’tan başka güç kuvvet sahibi yoktur. Her şeye kuvvet ve güç veren ancak zati ve sübuti sıfatların sahibi yüce Allah’tır.
Korku ve belalardan kurtulmak için sabah akşam üç kere okunan dua: (Bismillâhillezi lâ yedurru measmihi şey ün fil erdı ve lâ fissemâi ve hüves-semi ul âlim) Manası: Allah’ın yüce ismine sığınana yerde ve gökte hiç bir şey zarar veremez, O, her şeyi işitir ve bilir.
Nazardan ve her türlü zarardan korunmak için okunan dua: (Euzü bikelimâtillahittammâti min şerri mâ haleka) Manası: Bütün yaratıkların şerrinden Allah’ın kusursuz kelamlarına [âyetlerine yani Kur'ana] sığınırım. [Zira âyetlerinde gizli açık her ilim, her ihsan, her tedbir vardır.]
Nazar değene okunacak dua: (Euzü bi-kelimatillahittammati min şerri külli şeytanin ve hammatin ve min şerri külli aynin lammetin) [Bu dua her sabah ve akşam üç defa okunup kendi üzerine veya hastanın üzerine üflenirse, göz değmesinden ve şeytanların ve hayvanların zararından korur.] Manası: Şeytanların, haşaratın ve kem gözlerin şerrinden Allah’ın kusursuz kelamlarına [âyetlerine yani Kur'ana] sığınırım. [Zira âyetlerinde gizli açık her ilim, her ihsan, her tedbir vardır.]
Günahları affettiren en kıymetli tesbih: (Sübhânallahi velhamdü lillahi ve lâ ilâhe illallahü vallahü ekber) Manası: Allah’ı hamd ve tesbih ederim. Allah’tan başka ilah yoktur ve O en büyüktür.
Sabah akşam okunması gereken istiğfar: (Allahümme ente rabbi lailahe illa ente halakteni ve ene abdüke ve ene ala ahdike ve vâdike mestetatü euzü bike min şerri ma sanatü ebuü leke bi-nimetike aleyye ve ebuü bi zenbi fağfirli zünubi feinnehü la yağfirüzzünübe illa ente. La ilahe illa ente sübhaneke inni küntü minez zâlimin) [Bunu sabah okuyan, akşama kadar, akşam okuyan, sabaha kadar ölürse, şehit olur.] Manası: Allah’ım, sen benim rabbimsin, senden başka mabud yoktur, ancak sen varsın, beni yoktan yaratan sensin, ve ben senin kulunum, gücüm nispetinde sana verdiğim ahdimde ve sözümde duruyorum, işlemiş olduğum kötü şeylerin şerrinden sana sığınırım, bana olan nimetlerini ve günahlarımı da sana itiraf ederim, benim günahlarımı affet çünkü senden başka bağışlayıcı yoktur. Senden başka hiç bir ilâh yoktur, seni bütün noksanlıklardan, tenzîh ederim. Gerçekten ben, nefsime haksızlık edenlerdenim.
Peygamberimizin çok okuduğu dua: (Allahümme inni es'elükessıhhate vel-afiyete vel-emanete ve hüsnel-hulkı verrıdâe bilkaderi birahmetike yâ Erhamerrâhimin) Manası: Ya Rabbi, senden, sıhhat ve afiyet ve emanete hıyanet etmemek ve güzel ahlak ve kaderden razı olmak istiyorum. Ey merhamet sahiplerinin en merhametlisi! Merhametin hakkı için, bunları bana ver!
Öfkelenince okunacak dua: (Allahümmağfir li-zenbi ve ezhib gayza kalbi ve ecirni mineşşeytan) Manası: Ya Rabbi! Günahımı af eyle. Beni kalbimdeki öfkeden ve şeytanın vesvesesinden kurtar.
Biri ölünce okunan âyet-i kerime: (İnnâ lillah ve innâ ileyhi raciun) Meali: "Elbette biz, Allahü teâlânın kuluyuz, ölümden sonra dirilerek yine Ona döneceğiz."
April 15
 NAMAZ ÜZERİNE BAZI HADİSLER VE ALİMLERİMİZİN SÖZLERİ
(İman ile küfür arasındaki fark, namazı kılıp kılmamaktır.) [Tirmizi]
(Kasden [mazeretsiz] namaz kılmayanın diğer amellerini Allahü teâlâ kabul etmez. Tövbe edinceye kadar da Allah’ın himayesinden uzak olur.) [İsfehani]
(Beş vakit namazı terk eden, Allah’ın hıfz ve emanından mahrum olur.) [İbni Mace]
(Namaz kılmayanın Müslümanlığı, abdest almayanın namazı yoktur.) [Bezzar]
(İman ile küfür arasındaki fark, namazı kılıp kılmamaktır.) [Tirmizi]
Bu hadis-i şerifleri, Ehl-i sünnet âlimleri şöyle açıklamışlardır: Dinimizde en büyük günahı işleyen kâfir olmaz. Bunun için, tembellikle namaz kılmayana kâfir denmez. Fakat namaz, çok önemli bir ibadet olduğu için, namaz kılmayanın imanla ölmesi çok zayıf bir ihtimaldir. Namaz kılmayanın kalbi kararır, diğer günahları işlemekten çekinmez. Bazı âlimler, namaz kılmayanın kâfir olacağını bildirmiştir. Bu bakımdan her ne şart altında olursa olsun, muhakkak namazı kılmalıdır!
Peygamber efendimiz buyuruyor ki: (Kıyamet günü kulun ilk sorguya çekileceği ibadet namazdır. Namaz düzgün ise, diğer amelleri kabul edilir. Namaz düzgün değilse, hiçbir ameli kabul edilmez.) [Taberani]
(Namaz kılmayanın ibadetleri kabul olmaz.) [Ebu Nuaym] (Namazın dindeki yeri, başın vücuttaki yeri gibidir.) [Taberani] (Namaz dinin direğidir, namazı terk eden dinini yıkmış olur.) [Beyheki]
namazını kasten, mazeretsiz kılmazsa, Allahü teâlâ onun diğer ibadetlerini faydasız kılar) buyuruldu. (İ.Gazali) Allahü teâlâ, namaz kılmayanın iyiliklerine sevap vermez. (Sefer-i âhiret)
Namaz çok önemlidir Seyyid Abdülhakim efendi hazretleri buyurdu ki: Namaz kılmayan, her şeyden önce bütün müminlere zulmetmiş olur. Çünkü her namazda (Esselamü aleyna ve ala ibadillahissalihin) demekle bütün müminlere dua ediliyor. Namaz kılmayan, her gün beş vakit namazda sünnetlerle beraber 21 kere tekrarlanan bu duadan Müslümanları mahrum bırakıyor. Kıyamette bütün müminler bu haklarını namaz kılmayanlardan alacaktır.
Günde defalarca sadaka verse, yetimleri sevindirse, yedirip giydirse, günlerce Kur'an okusa, her yıl hacca gitse, buna benzer ibadet ve iyilik yapsa da sevap alamaz. Allahü teâlâ, o vakitleri namaza mahsus kıldığından bu vakitleri namazda geçirmek gerekir. Bu vakitleri Allahü teâlânın tayin ettiği şekilden çıkarmak yani bozmak zulmünde bulunduğu için namaz kılmayanın her işinden, hayır ve bereket kalkar, duası da makbul olmaz
Namaz kılan Ya Rabbi dediği zaman, Allahü teâlâ, (Lebbeyk = söyle yapılsın) buyurur. Namaz kılmayana lebbeyk, işittim demez. Ancak namazı doğru kılan hayır ve berekete ve rahmete vesile olur. Namazda, Hz. Âdem’den itibaren bütün müminlerin ve bütün mahlukatın hakları vardır. Namaz terk edilince, Hakkın rahmeti, örtülü kalır. Rahmetin gelmesine, kesilmesine sebep olduğundan bütün mahlukat namazı terk edene buğzeder. Müslümanların dualarının bereketinden mahrum kalır. Ölse, mezarı yanından geçen bir müslümanın okuduğu Fatihadan gerektiği kadar faydalanamaz. Allahü teâlâ böylelerini, uluhiyet makamında özel hizmet sayılan namaza almadığından, bu önemli hizmetten kovulmuş olur. Bu hizmet için verilecek olan faydalardan mahrum kalır
Namaz kılmayan, görünüşü bozularak yatağa düşer. Üstünü başını, yatağını, yorganını ve diğer şeylerini pisleterek berbat eder. Öyle olur ki, en yakınları, çocukları, hanımı, ana ve babası da ölümünden nefret eder. Hiç kimseden saygı göremez. Bu kimse büyük bir padişah da olsa, yine ölüm zamanında nefret edilen bir şekilde ölür.
March 11
Kendi dinlerini değiştirerek islâmiyeti kabul eden, muhtelif ırk, ülke ve meslekten insanların islâmiyeti niçin kabul ettiklerine dair, çok yerleri birbirinin aynı olan açık ve samimi beyanları ve kendileri müslüman olmadıkları hâlde, Allahü teâlâya inanan ve müslümanlığa hayran olan birçok meşhur kimsenin, islâmiyet hakkındaki düşünceleri kitaplarda yazılıdır. Onların bu beyanlarından dinimizin diğer dinlerden olan farkı ve üstünlüğü kendi ağızlarından şöyle meydana çıkmaktadır:
- İslâm dini, tek halık [yaratıcı], tek mabud tanır. Bu tek mabudun ismi, Allahü teâlâdır. İnsanların akl-ı selimi, onlara tek Allah olduğunu telkin eder. Diğer dinlerde bulunan birden fazla mabud mefhumunu [kavramını] akıllı bir insan kabul edemez.
- İslâm dini, insanlara yalnız ruhi bilgiler vermekle kalmaz, aynı zamanda onlara
dünyada ne yapmaları gerektiğini bildirir ve onlara rehber olur.
En Üstün Din Allahü teâlâ, Kur'an-ı kerimde mealen şöyle buyurmaktadır:
(Allahü teâlâ, Peygamberini, hidayet ve hak din, İslâmiyet ile gönderdi. İslâm dinini, diğer dinler üzerine üstün kıldı.) [Muhammed aleyhisselamın hak] Peygamber olduğuna şahid olarak Allah yeter.) [Feth 28]
(Müşrikler istemese de, islâm dinini diğer bütün dinlerden üstün kılmak için resulü Muhammed aleyhisselamı, [sebeb-i hidayet olan] Kur'an ve İslâm dini ile birlikte gönderen Allahü teâlâdır) [Saf 9]
Ve Allahü teâlâ vâd ediyor:
(Allahü teâlâ şükredenlerin mükâfatını verecektir.)
Burada şükretmek demek, Kur'an-ı kerimin istediği gibi, tam müslüman olmak demektir. Allahü teâlânın verdiği nimetleri, Onun emrine uygun olarak kullanmak demektir. Bugün dünyada bir milyardan ziyade müslüman olduğu bildirilmiştir Yani, dünyada her 4 kişiden biri müslümandır. Eğer bu müslümanlar, Allahü teâlânın emrettiği gibi, ruhen ve bedenen tertemiz insanlar olur, birbirlerine kardeşçe bağlanır, çalışır, her sahada ilerlemeye başlarsa, Allahü teâlâ da, onlara mükâfatını verecek, o zaman müslümanlar, tıpkı kurun-ı vüsta (ortaçağ)da olduğu gibi, medeniyetin en önüne geçeceklerdir. Allahü teâlâ, bize bunu vâd ediyor. Allahü teâlâ, hiçbir zaman vâdinden dönmez.
Dinimizin diğer dinlerden farkı:
Günahkâr Doğmak (!)
- Hıristiyanlar, insanların günahkâr olarak doğduğunu, dünyada ancak kefaret vermek ve azab çekmek için bulunduğunu iddia ederken, islâm dini, insanların masum [günahsız] doğduğunu, her çocuğun, Allahü teâlânın sevgili kulu olduğunu, akil, baliğ olan insanların kendi yaptığı işten mesul bulunduğunu, doğru yolda kaldıkları müddetçe, ahiret nimetlerinden de bol bol faydalanabileceklerini söyler.

- İslâmiyet, ibâdet, duâ ve tevbe etmek için, kul ile Allahü teâlânın arasına kimseyi sokmaz. Bunları yapmak için papaza ihtiyaç yoktur.
İslamda hurafeler yoktur - İslâm dini, çok mantıki bir dindir. Kur'an-ı kerimde anlaşılmıyan ve hayat şartlarına ve fen bilgilerine uymıyan bir tek hüküm yoktur. Verdiği emirler gayet faydalıdır. İslâmda hurafeler yoktur. Putlara, resimlere, heykellere tapmak gibi, ancak ibtidai kavimlerin ve puta tapanların kabul ettiği ve hâlâ hıristiyan dininde bulunan akıl almaz hususlar, islâm dininde bulunmaz.
- İslâmiyet hangi ırk, dil ve ülkeden olursa olsun, bütün müslümanların birbirinin kardeşi olduğunu bildirir. İslâm dininde, Allahü teâlânın huzurunda herkes birbirine müsavidir. Namaz kılarken, en büyük rütbeli bir müslüman ile en küçük rütbeli, en zengin ile en fakir, bir beyaz ile bir zenci müslüman yanyana durur ve Allahü teâlâya birlikte secde ederler.
- İslâmiyette, Peygamberler, bizim gibi bir insandır. İnsanların, her bakımdan en üstünüdürler. Vazifeleri, Allahü teâlânın emirlerini bize bildirmektir. Güzel ahlâk ve seciyyeleri sebebi ile, Allahü teâlâ onları seçmiş, kendilerine bu vazifeyi vermiştir. Şimdiye kadar gelmiş bütün Peygamberleri islâm dini kabul eder ve onlara hürmet eder.
- Hıristiyanlık, insanı sadece Allahü teâlâdan korkutur. İslâmiyet ise, insana Allahü teâlâyı sevdirir. Müslüman, Allahü teâlânın kendisini sevmiyeceğinden korkar.
- İnsanların öldükten sonra ne olacaklarını, ahiret hayatını, hallerini hiç bir hıristiyan din adamı izah edemiyor. Bunu, en güzel ve en mufassal şekilde izah eden din, İslâmiyettir.
- İslâmiyet, kimseden, anlıyamadığı şeyleri kabul etmesini istemez. Diğer dinlerde olduğu gibi (sır) kabul edilen akideleri yoktur.
- İslâmiyette, herhangi bir işte önce Kur'an-ı kerime müracaat etmek, orada bulamadığı hususları Resulullahın sünnetinde aramak, orada da bulunmadığı hususlar için, akl-ı selime göre ehil olanların ictihad etmesi [o işin hükmünü beyan etmesi] esastır.
- İslâmiyet, en yeni bir dindir. Kur'an-ı kerim, ilk gününden bugüne kadar hiç bozulmadan, bir kelimesi bile değişmeden gelmiştir. İçinde, her ihtiyacı karşılıyacak ahkam [hükümler] vardır. Bu, o kadar açıktır ki, artık başka bir din gelmiyeceği, insanların dini ihtiyaçlarının tamamiyle temin edilmiş bulunduğu, islâm dininin hakiki Allah dini olduğu kendiliğinden meydana çıkar.
- İslâmiyet, Allahü teâlâyı (Rabbülâlemin) yani bütün âlemlerin Allahı olduğunu beyan etmiştir. Başka dinlerde olduğu gibi, yalnız o dine mensub olanların Allahı olarak düşünülmez.
Zorla dine sokmak yoktur - Müslüman olmak için kimse kimseyi zorlamaz. Kur'an-ı kerimde Bakara suresinin ikiyüz ellialtıncı ayetinde mealen, (Zorla dine sokmak yoktur) emri vardır. Hâlbuki hıristiyan misyonerler, insanları zorla veya menfaat vâd ederek hıristiyan yapmaya uğraşırlar.
En mükemmel ictimai nizamı tayin etmiştir
- İslâmiyet, iktisadi bakımdan kapitalist ve komünist düşünceleri reddeder. Fakiri korumuş, zengini de kötülememiştir. Zenginlerin, fakirlere zekât ve sadaka vermesini emretmiştir. Ayrıca dünyadaki çeşitli millet ve ırklara mensub müslümanları bir araya getirerek [Hac gibi], dünyada en mükemmel ictimai [sosyal] nizam. ı tayin etmiştir
- İslâmiyet, alkollü içkileri, kumarı ve uyuşturucu maddeleri haram etmiştir. Dünyadaki en büyük fenalıklar, bu üç belâdan hasıl olmaktadır.
- İslâmiyette ibâdetler, yalnız Allahü teâlâya şükretmek, Onun sevgisini kazanmak için yapılır. İbadet saatleri muayyen olduğundan, bunlar insanları intizama, senede bir ay tutulan oruç ise, iradesini kuvvetlendirmeye ve nefsine hakim olmaya alıştırır.
- İslâmiyet, temizliğe çok önem veren bir dindir. İbadete başlamadan önce, vücut temizliğini emreden yegane din, islâmiyettir. Diğer dinlerde böyle birşey yoktur. İslâmiyette, ibâdetler kısa olduğu için, bunlar günlük hayat üzerinde aksi bir tesir yapmaz.

- Hıristiyan rahiplerin vaazlarında söyledikleri, fakat kendilerinin ve diğer hıristiyanların hiçbir zaman yapmadığı hilm, yardım ve merhamet gibi iyi huylar, yalnız müslümanlarda vardır.
- İslâmiyet, fakirlere, kimsesizlere, misafirlere ve hangi dinden olursa olsun, yabancılara yardım etmeyi emreden tek dindir.
- İslâmiyette, her yerde ibâdet etmeye müsaade edilmiştir. İbadet için muhakkak camiye gitmek mecburiyeti yoktur. Bir müslüman, bir başka dinin mabedine tecavüz etmez ve mecbur olunca bir kilisede de namaz kılabilir.
- İslâmiyet, insanları, çalışmaya, faydalı, şeyleri öğrenmeye, önce kendi aklı ve gayreti ile iş görmeye başladıktan sonra, Allahdan yardım istemeye davet eder. (Bir saat tefekkür ve faydalı iş görmek, bir sene ibâdete eşittir) diyen başka bir din yoktur.
- İslâmiyet, ruh ve beden temizliğidir. Bu ikisinin müsavi tutar. İslâmiyette, yalnız sevgi, güler yüz, tatlı söz, dürüstlük ve iyilik etmek vardır.
- Teselli arıyan bir zavallı, bunu ancak Kur'an-ı kerimde bulur. Kur'an-ı kerimde, muhtaçları teselli eden, onları ferahlatan, ne yapmaları gerektiğini öğreten birçok güzel nasihatler vardır.
Kadına Değer Verir - İslâmiyet, kadınlara çok kıymet vermiş, onlara en büyük hakları tanımıştır. İslâm dininde birkaç kadınla evlenmek gibi bir emir yoktur. İslâm dini, bu hususta belirli bir adedi geçmemek ve bazı haklara riayet etmek şartıyla izin vermiştir. İslâm dini zuhur ettiği zaman, Araplar istedikleri kadar kadınla, onlara hiçbir hak tanımaksızın birlikte yaşarlardı. İslâmiyet, kadınları bu feci vaziyetten kurtarmış, onların haklarını korumuştur. Muhammed aleyhisselam, (Cennet anaların ayağı altındadır) buyurarak, kadınlara mümtaz [seçkin] bir mevki vermiştir. Hiçbir dinde bu imtiyaz yoktur.
Adaleti emreder Rum Kayseri Herakliyusun büyük ordularını perişan eden İslâm askerlerinin başkumandanı Ebu Ubeyde bin Cerrah hazretleri, zafer kazandığı her şehirde adamlarını bağırtarak, Rumlara, Halife Hz. Ömerin emirlerini bildirirdi. Humus şehrini alınca buyurdu ki:
(Ey Rumlar! Allahü teâlânın yardımı ile ve Halifemiz Ömerin emrine uyarak bu şehri de aldık. Hepiniz ticaretinizde, işinizde, ibâdetlerinizde serbestsiniz. Malınıza, canınıza, ırzınıza, kimse dokunmayacaktır. İslâmiyetin adaleti aynen size de tatbik edilecek, her hakkınız gözetilecektir. Dışardan gelen düşmana karşı, müslümanları koruduğumuz gibi sizi de koruyacağız. Bu hizmetimize karşılık olmak üzere, müslümanlardan hayvan zekâtı ve uşr aldığımız gibi, sizden de, senede bir kere cizye vermenizi istiyoruz. Size hizmet etmemizi ve sizden cizye almamızı Allahü teâlâ emretmektedir.)
Humus Rumları, cizyelerini seve seve getirip, Beyt-ül-mal emini Habib bin Müslime teslim ettiler.
Herakliyusun, bütün hıristiyan ülkelerinden asker toplayarak Antakyaya hücuma hazırlandığı haberi alınınca Humus şehrindeki askerlerin de, Yermükteki kuvvetlere katılmasına karar verildi. Ebu Ubeyde hazretleri şehirde memurların şöyle bağırmalarını emretti:
(Ey Hıristiyanlar! Size hizmet etmeye, sizi korumaya söz vermiştim. Buna karşılık, sizden cizye almıştım. Şimdi ise, Halifeden aldığım emir üzerine, Herakliyus ile gaza edecek olan kardeşlerime yardıma gidiyorum. Size verdiğim sözde duramayacağım. Bunun için hepiniz Beyt-ül-mala gelip, cizyelerinizi geri alınız! İsimleriniz ve verdikleriniz, defterimizde yazılıdır.)
Suriye şehirlerinin çoğunda da böyle oldu. Hıristiyanlar müslümanların bu adaletini, bu şefkatini görünce, senelerden beri Rum imparatorlarından çektikleri zulümlerden ve işkencelerden kurtuldukları için bayram yaptılar. Sevinçlerinden ağladılar. Çoğu seve seve müslüman oldu. Kendi arzuları ile Rum ordularına karşı İslâm askerine casusluk yaptılar.
İslâm devletlerinin meydana gelmesi, yayılması asla, saldırmakla olmadı. Bu devletleri ayakta tutan, yaşatan, büyük ve başlıca kuvvet, iman kuvveti idi ve İslâm dininde çok kuvvetli bulunan adalet, iyilik, doğruluk ve fedakârlık meziyeti idi. Kur'an-ı kerimde buyuruldu ki:
(Allah, adaleti, iyilik yapmayı, akrabaya bakmayı emreder. Hayâsızlığı, fenalığı ve haddi aşmayı meneder.) [Nahl 90]
(Ey iman edenler! Bir millete olan öfkeniz, sizi adaletsizliğe sürüklemesin. Adil olunuz!) [Maide 8]
February 24
 Bir kimse, Peygamber efendimize gelerek: -izin ver yâ Resulallah, ölümümü temenni edeyim. Peygamber efendimiz: -Ölüm öyle bir seydir ki onun için hazirlikli ol! Yol uzun, azik ister. Ölümü temenni edenin on hediye hazirlamasi lazim. O kimse sordu: -Hediyeler kime yâ Resulallah?
Peygamber efendimiz buyurdu: 1- Azrail'in hediyesi. 2- Kabrin hediyesi 3- Münker ve Nekir'in hediyesi. 4- Mizanın hediyesi. 5- Sırat köprüsünün hediyesi 6- Malik'in hediyesi. 7- Ridvan'in hediyesi. 8- Rûhun hediyesi. 9- Peygamberinin hediyesi. 10- Rabbinin hediyesi.
- Bu hediyeler nelerdir, ya Resulallah?
Azrâil'in hediyeleri dörttür: 1- İyi huylu olmak. 2- Geçirdigin ibadetleri kaza etmek. 3- Ölüme hazirlanmak, sefere çikacak yolcu gibi. 4- Kalbinde Allah askini tasimak.
Kabrin hediyeleri de dörttür. 1- Söz taşimayı terk. 2- Elbiseye idrar sıçratmamak. 3- Kur'an-ı Kerimi okumak. 4- Salevât-ı Şerifeyi çok okumak.
Münker ve Nekir'in hediyeleri; 1- Dogru konuşmak. 2- Gıybeti terk etmek. 3- Hakkı kabul etmek. 4- Tevazu sahibi olmak.
Mizanın hediyesi: 1- Amelini ihlâs ile yapmak. 2- Başkasına eza yapmaktan sakınmak. 3- Güzel ahlak sahibi olmak. 4- Allahı çok zikretmek.
Sırat Köprüsü'nün hediyesi: 1- Gazabını yutmak, kızmamak. 2- Takva sahibi olmak. 3- Cemaate devam etmek. 4- ibâdetlere ara vermeden devam etmek.
Malik'in hediyeleri: 1- Allah korkusundan ağlamak. 2- Gizli sadaka vermek. 3- İsyani terk etmek. 4- Anne ve babaya iyilik etmek.
Cennet meleği Rıdvan'ın hediyesi: 1- Kötülüklerden kaçınmak. 2- Ni'metlere şükretmek. 3- Malını Allah yolunda infak etmek. 4- Emaneti muhafaza etmek.
Rûhun hediyesi: 1- Az yemek. 2- Az konuşmak. 3- Az uyumak. 4- İstiğfara devam etmek.
Peygamberin hediyesi: 1- Ehl-i beyti sevmek. 2- Sünnete uymak. 3- Peygamberin sevdiklerini sevmek. 4- Sahabe-i kiramı sevmek.
Allah zülcelalin hediyeleri: 1- Allah'ın emirlerini yapmak. 2- Nehyettiği, yasak ettiği şeylerden kaçınmak. 3- İnsanlara nasihat etmek. 4- Bütün mahlûkata karşı merhametli olmak.
Bunlara hazırsan ölümü temenni et!
February 17 
1- İslâmda tek ilah vardır. Hıristiyanlıktaki üç tanrı inancı, ilim sahiplerince saçma görülmüştür. 2- İslâm, sadece ahiret saadetini değil, dünyada da mutlu yaşamanın yollarını bildirmiştir.
3- İslâmda, her çocuk günahsız doğar. Hıristiyanlıkta ise, günahkâr doğar. Bu da, akla, ilme, aykırıdır.
4- İslâmda, ibâdetlerin mabette yapılma şartı yoktur. Her yerde ibâdet edilebilir. Hıristiyanlar, kilisede putu, papazı aracı yaparak ibâdet eder.
5- İslâmda günahları yalnız Allah affeder. Hıristiyanlıkta, güya papazın, günahları affetme ve dinden çıkarma yani aforoz etme gibi yetkisi vardır.
6- Yahudi kendini asil bilir. Hıristiyan, zenciyi aşağı görür. İslâmda ise ırk, renk ve dil ayrımı yoktur.
7- İslâmda bütün peygamberler beşer, yani insandır. Ancak seçilmiş, günahsız insandır. Hiç kimse, diğerlerinin günahını çekmez. Hıristiyanlıkta, Hz. İsa Oğul tanrıdır, günahkârların affolması için çarmıhta ölmüştür. Bu da akla ve ilme aykırıdır.
8- İslâmda hurafe yoktur. Diğer dinlerde ateşe, güneşe, taşa, heykele tapılır.
9- İslâmda, "Dinde zorlama yoktur" düsturu vardır. Hiç kimse dine girmeye zorlanmaz. Hıristiyanların dine sokmak için yaptıkları işkenceler ve mezheb kavgaları meşhurdur. 10- İslâm, iç temizliği yanında, dış temizliğe de çok önem verir. Meşhur Versay Sarayında yıllarca bir hela yoktu. Bu, Hıristiyanların ne kadar pis olduğunu göstermeye kâfidir.
11- İslâm, sömürüyü reddeder. Bunun için kapitalizmi, komünizmi kabul etmez. İslâm hariç, hiç bir dinin ekonomi sistemi yoktur. Bugün Hıristiyan ülkelerde kapitalizm hakimdir.
12- Müslümanların geri kalışları sebebi, dinlerinin icablarına uymamalarındandır. Hıristiyanların maddi refaha kavuşmaları ise, dinlerinden uzak kalmalarındandır. Müslümanlıkta cahil olan dinden çıkar, Hıristiyanlıkta ise, âlim olan Hıristiyanlığı bırakır.
13- İslâmda, alkol, uyuşturucu ve kumar haramdır. Zinanın cezası ise, ağır olduğu için, fuhuş yaygınlaşamaz. Hıristiyan Batı, fuhuş bataklığı içindedir.
14-İslâm, en yeni ve en son dindir. Kur'an-ı kerim, günümüze kadar hiç bozulmadan, bir kelimesi bile değişmeden gelmiştir. Hâlbuki İncillerin birbirini tutmadığını herkes bilir.
15-İslâm, kadınlara çok kıymet vermiş, onlara en büyük hakları tanımış, (Cennet anaların ayağı altındadır) buyurmuştur. Hiçbir din kadına bu değeri vermemiştir.
16-İslâm dini bir milletin değil, bütün insanlığındır. Allahü teâlâ, (Rabbülâlemin)dir, yani bütün âlemlerin Rabbidir.
Niçin Müslüman oldum?
Atlas Okyanusu ile Akdenizin birbirine karışmadığını gördüm ve ilmen de tesbit edilmiştir. Bunun 1400 sene önce Kur'an-ı kerimde bildirildiğini duyunca, müslümanlığın hak din olduğuna inanıp müslüman oldum.) Kaptan Kusto (Fransız)
Kur'an-ı kerim, Allahın adı ile başlıyor, Allahın birliğini bildiriyordu. Hayretim arttı. Tevhid dini olan müslümanlığı seçtim. Cat Stevens (İngiliz)
İslâm, çağları ardında sürükliyen bir dindir. Müslüman olmakla, çağlarüstü dini seçmiş oldum. Roger Garaudy (Fransız)
Anarşinin ancak İslâm ahlâkına sahip olmakla önleneceğine inandım. İçkiyi bıraktım, tesettüre girdim ve namaza başladım. Tına Gfanzıl (Alman)
İslâmda, ırk, renk ve dil farkı gözetilmediğini, herkesin eşit olduğunu, namaz kılarken de rütbe ayrımı yapılmadığını gördüm. Müslüman oldum. Thomas Clayton (Amerikalı)
İslâm, sevgi, doğruluk, temizlik ve güzel ahlâkı emrettiği için müslüman oldum. A.Uemura (Japon) İslâmı akla da uygun bulup müslüman oldum. Cecilla Cannolly (Avusturyalı)
İlim Çinde de olsa alın hadisini okudum. İslâmın ilme verdiği önemi görünce müslüman oldum. Mr. Board (Amerikalı)
slâm, israf ve cimriliği yasaklayan, maddi- manevî her hususta en güzel kaideleri olan dindir. Albay Ronald Rockwell (Amerikalı)
Putlara değil de, bir Allaha ibâdet etmeyi, doğruluğu, emanete riayeti, insanların haklarını gözetmeyi emreden İslâmiyeti kabul ettim. Necaşi (Habeş İmparatoru)
Tufeyl bin Amr, usta bir şairdi. Onun gibi şiirden anlıyan pek azdı. Kur'an-ı kerimi okuyunca, onun şiir ve beşeri bir söz değil, ilahi bir kelam olduğunu hemen anlayıp müslüman oldu. Tufeyl bin Amr)
İslâm dünya ve ahiret mutluluğunu gösterdiği için müslüman oldum. B.Karai (Zengibar)
İslâm, en iyi şeyleri ihtiva eder. Hiç bir dinde kardeşlik, İslâmdaki gibi değildir. Dr. Rolf Freiherr (Avusturyalı) .........
February 08
| .......Hakka Davet.......Esma-ul Husna.......Hakka Davet.......
|
|
|
| HAKKA DAVET |
January 29 
namazı vaktinde kılarsa Allah(c.c.) ona 9 şey ikram eder
Hz.Osmandan şu hadis naklonulur kim namazı vaktinde kılarsa Allah(c.c.) Teala ona 9 şey ikram eder
1-Kendi katında o kimseyi sevgili kılar
2-Ona sıhhat ve saglık verir
3-Melekler onu korur
4-Evine bereket gelir
5-Yüzünde salih kulların nuru meydana gelir
6-Kalbine yumsaklık verir
7-Sırat köprüsünden kolay geçer
8-Cehennem azabından kurtarır
9-Kendileri hakkında "Onlara ne bir korku ne de bir üzüntü vardır"ayetinin buyruldugu kimselerle cennette komşu olmayı nasip eder
Ebû Hureyre (r.a)'ın bildirdiğine göre; Hz.Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmuştur: Namaz dini direğidir.Namazda on güzellik vardır.Bu on güzellik şunlardır:
01. Yüzü güzelleştirir. 02. Kalbi nurlandırır. 03. Bedeni dinlendirir. 04. Kabirde arkadaştır. 05. Rahmetin inmesine sebeptir. 06. Gök kapılarının anahtarıdır. 07. Ahirette günah ve sevapları ölçen terazide sevap kefesini ağırlaştırır. 08. Rabbi hoşnut ve memnun eder. 09. Cennete giriş için ödenecek ücrettir. 10. Cehennem ateşine karşı koruyucudur. January 24
 Namazı Kılmayana Allah 15 Sıkıntı Verir Namaz kılmayanın, Allah (c.c.)ü teâlânın büyüklüğü karşısında titremesi, erimesi lâzımdır. Hadîs-i şerîfte Efendimiz buyuruldu ki: (Namazı özürsüz kılmayan kimseye, Allah (c.c.)ü teâlâ onbeş sıkıntı verir. Bunlardan altısı dünyada, üçü ölüm zamanında, üçü kabirde, üçü kabirden kalkarkendir.
Dünyada çekecegi Azaplar:
1- Namaz kılmayanin ömründe bereket olmaz. 2- Allahü teâlânin sevdigi kimselerin güzelligi, sevimliligi kendine kalmaz. 3- Hiçbir iyiligine sevap verilmez. 4- Duâları kabûl olmaz. 5- Onu kimse sevmez. 6- Müslümanların birbirlerine yaptıkları iyi duâlarının buna fâidesi olmaz.
Ölürken Çekecegi Azaplar: 1- Zelîl, kötü, çirkin can verir. 2- Aç olarak ölür. 3- Çok su içse de, susuzluk acısı ile ölür.
Mezarda Çekecegi Acılar:
1- Kabir onu sıkar. Kemikleri birbirine geçer. 2- Kabri Cehennem ateşi ile doldurulur. Gece, gündüz onu yakar. Cehennem ateşi dünya ateşine benzemez. 3- Allahü teâlâ, kabrine çok büyük yilan gönderir. Dünya yılanlarına benzemez. Hergün, her namaz vaktinde onu sokar. Bir an bırakmaz.
Kıyâmette Çekecegi Azaplar:
1- Cehenneme sürükleyen azap melekleri yanından ayrılmaz. 2- Allahü teâlâ, onu kizgin olarak karsilar. 3- Hesâbı çok çetin olup, Cehenneme atılır.)
Namaz kılmayanın ömründe, bereket olmaz. Ömründe, hayır ve menfaat görmez. Ömrü çesitli hastalıklarla, sıkıntılarla geçer. Ma'nevî huzûru olmaz. Sahip oldugu dünyalıklar onu rûhî sıkıntıdan kurtaramaz (Allahu Alem) En Doğrusunu ALLAH Bilir
BIR HADISI SERIFDE EFENDIMIZ SÖYLE BUYURDULAR
1-Sabah namazini terk edenin yüzünde nur olmaz 2-Ögle namazini terk edenin rizkindan bereketi kalkar 3-Ikindi namazini terk edenin vucudunda takat olmaz 4-Aksam namazini terk eden evladinin hayrini görmez 5-Yatsi namazini terk eden uykusunda rahat edemez 6-Namazdan alikoyan rizka(ise)Allah(c.c.) bereket vermesin diyerek Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi vesselem beddua etmistir ki onun duasi mutlak kabul olur…..
Allah(c.c.) günahlarimizi affetsin Efendimiz (s.a.v.)sefaatinden mahrum etmesin INSAALLAH
January 18 Şöyle ki: Bir adam Peygamber efendimize (sallallahu aleyhi ve sellem) gelerek, Size dünya ve ahiretle alakalı soracak sorularım var. dedi. Bunun üzerine Efendimiz ona, Ne istiyorsan sor. buyurdular. O zat da sorularına başladı:
Ey Allah’ın Peygamberi Ben insanların en alimi, en bilgilisi olmak istiyorum..Ne yapmalıyım? -Allah’tan çok korkup takva dairesi içine girersen insanların en alimi olursun.
İnsanların en zengini olmak istiyorum.. -Kanaatkâr olursan insanların en zengini olursun.
İnsanların en hayırlısı olmak istiyorum..
-İnsanların en hayırlısı, faydalı olandır. Sen de insanlara faydalı ol.
İnsanların en adaletlisi olmak istiyorum.. -Kendin için istediğini insanlar için de istersen insanların en adili olursun.
İnsanlar içinde Allah’a en yakın, O’nun en has kullarından olmak istiyorum.. -Allah’ı çok zikredip anar ve hatırlarsan o zaman Allah’ın en has kulu olursun.
Muhsinlerden, iyilik edenlerden olmak istiyorum.. -Allah’a, O’nu görüyor gibi ibadet et, her ne kadar sen O’nu görmesen de O seni görüyor.
İmanımı kemale erdirmek istiyorum.. -Güzel ahlaklı olursan imanın kemale erer.
Allah’ın emirlerine itaat eden itaatkâr kullarından olmak istiyorum.. -Allah’ın farzlarını yerine getir, itaat edenlerden olursun.
Allah’a günahlarımdan arınmış, tertemiz olarak gitmek istiyorum.. -Cünüp olduğunda tertemiz olacak şekilde gusül abdesti al, kıyamet günü üzerinde hiçbir günah olmaksızın Allah’a kavuşursun.
Kıyamet günü nur içinde haşrolmak istiyorum.. -Hiç kimseye zulmetme, kıyamet günü nur içinde haşrolursun.
Rabb’imin bana merhamet etmesini istiyorum..
-Önce kendine ve insanlara merhamet et ki; Allah da sana merhamet etsin.
Günahlarımın azalmasını istiyorum.. -İstiğfar ederek günahlarının bağışlanması için Allah’a yalvarırsan günahların azalır.
İnsanların en kerimi olmak istiyorum..
-Allah’a kullarını şikayet etmezsen insanların kerimi olursun.
Rızkımın bol olmasını istiyorum.. -Temizliğe devam edersen rızkın bol olur.
Allah ve Rasulü tarafından sevilmek istiyorum.. -O zaman Allah ve Rasulü’nün sevdiklerini sev, sevmediklerini de sevme.
Allah’ın bana kızmasından kendimi korumak istiyorum.. -Kimseye kızmazsan Allah’ın gazabından ve kızmasından kurtulursun.
Duamın kabul edilmesini istiyorum.. -Haramlardan sakınırsan duaların kabul olur.
Allah’ın beni başkalarının yanında rezil etmemesini istiyorum.. -Namusunu koruyup iffetli ol ki; insanlar yanında rezil olmayasın.
Allah’ın ayıplarımı, kusurlarımı örtmesini istiyorum.. -Kardeşlerinin ayıplarını örtersen Allah da senin ayıplarını örter.
Benim günahlarımı ne siler? -Gözyaşların, hudûun (saygıyla Allah’a kulluğun) ve hastalıklar.
Allah yanında hangi iyilik daha faziletlidir? -Güzel ahlak, tevazu, belalara sabır ve kazaya rıza.
Allah yanında en büyük günah hangisidir? -Kötü ahlak ve Allah’ın emirlerine karşı gösterilen cimrilik.
Rahman Allah’ın gadabını ( öfkesini ) ne dindirir? -Gizliden gizliye sadaka vermek ve sıla-i rahim (akrabaları ziyaret ve görüp gözetmek).
Cehennem ateşini ne söndürür? -Oruç.
|